Aşılama Olmadan Hayvan Sağlığı Olmaz

Aşılama Olmadan Hayvan Sağlığı Olmaz

Evcil hayvan sahipleri ve yetiştiriciler bakımları altındaki hayvanların sağlığından ve refahından sorumludur. Aşılama, evcil hayvanlarda (kedi, köpek vb.) ve çiftlik hayvanlarında (sığır, koyu, keçi, kanatlılar vb.) hastalık yükünü azaltmanın etkili bir yoludur. Aşılar, koruyucu veteriner hekimlikte ve hastalık kontrol programlarında her geçen gün daha da önemli hale gelmektedir.

Aşılar sadece hayvanları bulaşıcı hastalıklardan korumaz aynı zamanda, tüketicilere salmonella gibi zoonotik hastalıkların bulaşmasını engeller. Ancak aşılama enfeksiyöz hastalıklar ile mücadelede tek başına yeterli değildir. Etkin bir bağışıklığın oluşabilmesi için aşılmamaya ilave olarak; biyogüvenlik tedbirleri, hayvanların doğru beslenmesi, bakım şartlarının iyileştirilmesi, hayvan refahının sağlanması, hastalık tarama çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Kuduz gibi hastalıklarda ise aşılama insan ve hayvan sağlığını korumanın tek yoludur.

Aşılama, tıpkı muhtemel tehditlere karşı uygulanan sigorta gibi hayvan sağlığının bir güvencesidir. Buna rağmen hayvan aşılarının halk sağlığı üzerindeki etkileri ve aşı kullanımı konusunda birçok ülkede bazı endişeler bulunmaktadır. Bu endişeler tamamen aşılamanın yararları ve güvenilirliği konusundaki bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinde 2016 yılında yapılan bir araştırmada pet hayvanlarının aşılanması gerektiğine inanan katılımcıların oranı %66 iken çiftlik hayvanlarının aşılanması gerektiğine inananların oranı %54 olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların %40’ından fazlası, aşılarının hastalığın hayvanlardan insanlara geçmesini engellediğini bilmediklerini belirtmiştir. Bu da toplumun, kuduz, listerioz, salmonella gibi hastalıklara karşı hayvanların aşılanması ile halk sağlığı arasında ilişkinin farkında olmadığını göstermektedir. Yine toplumun farkında olmadığı bir diğer husus da çiftlik hayvanlarının aşılanmasının güvenilir gıda üretiminde ne kadar önemli olduğudur.

Aşı karşıtlığı yeni değildir. Aşıların kullanıma girmesi kadar eskidir. Aşı karşıtlığı ilk olarak, 1796 yılında İngiltere’de Edward Jenner’ın sığır çiçeği hastalığı ilgili yaptığı çalışmalara gösterilen tepkiler ile başlamıştır. O dönemde E. Massey isimli bir din bilgini, hastalıkların Tanrı tarafından cezalandırmak amacıyla gönderildiğini, dolayısıyla hastalıkları önlemeye çalışmanın Tanrıya karşı gelmekle eşdeğer olduğunu ileri sürmüş ve aşılama girişimlerini şeytana uymak olarak nitelendirmiştir.

Hayvanların sağlığını ve refahını korumak için hastalığın önlenmesi tedaviden önce gelir. Aşılar; virüs, bakteri ve parazitlerin hastalık yapma yeteneğinden arındırılarak ya da bazı mikropların neden olduğu zehirlerin (toksinler) etkileri ortadan kaldırılarak geliştirilen biyolojik maddelerdir. Aşılar, genellikle bir mikrobun zayıflatılmış veya öldürülmüş formundan elde edilen antijenleri (normalde bir proteindir ve immün tepkiye neden olur), adjuvanları (aşının etkinliğini arttıran kimyasallar) ve eksipiyanları (aşının kütlesini oluşturanlar madde, örneğin salin) içerir. Aşılar, bir hayvanda hastalığa neden olmadan bağışıklık sitemini uyarmak yoluyla çalışır. Sağlıklı hayvanlar aşılandığında, aşıya yanıt verir ve aşılandığı bulaşıcı ajana karşı antikor oluştururlar. Aşılı hayvanların, aşılandıkları patojene karşı belli bir düzeyde bağışıklık oluşturması beklenir. Aşılanmış hayvanlar immün yanıta sebep olan enfeksiyöz ajanın etkisini hastalık tablosu oluşturmaksızın taklit ederler.

Mevcut aşılar canlı, ölü (inaktif) ve rekombinant olarak kategorize edilebilir. Canlı aşı, zayıflatılmış bir patojen içerir, bağışıklığı uyarır ancak hastalığa neden olmaz. Ölü (inaktif) aşı bir mikroorganizmanın tümünü öldürülmüş halde bünyesinde bulundurur ve bulaşıcı değildir. Ölü aşılar genellikle bağışıklık yanıtını iyileştirmeye yardımcı olmak için eklenen bir adjuvan içerir. Rekombinant aşı ise genetik mühendisliği teknolojisi kullanılarak ve hayvan aşılandığında bağışıklık sistemini uyaran proteinler üretmek için patojenden spesifik genetik materyal kullanılarak üretilen bir aşıdır. Yeni geliştirilen marker aşılar (örneğin, IBR) hayvanlarda oluşan antikorların doğal enfeksiyondan mı aşıdan mı oluştuğunu ayırt etme imkânı verir. Bir başka aşı çeşidi ise, patojenler tarafından üretilen inaktive toksinlere dayanan toksoid aşıdır. Bu aşılar bağışıklığı uyarır ve hayvanı bu toksinlere karşı korur.

Kullanılan aşı ne olursa olsun aşılama sırasında hayvanlar sağlıklı olmalıdır. Etkili bir korumanın oluşabilmesi için hayvanın düzgün çalışan bir bağışıklık sistemine sahip olması gerekir. Aşılamada tek tip aşılamadan söz edilemez. Aşılama protokolleri, bireysel evcil hayvanlar veya çiftlik hayvanları için farklılık gösterir. Aşı tipine ve yöntemine hayvanın yaşı, yetiştirme koşulları, sürü büyüklüğü ve hayvan hareketlerine bakarak veteriner hekim tarafından karar verilmelidir. Doğru planlanmış bir aşılama programı tedaviye olan ihtiyacı ve antibiyotik kullanımını azaltır. Aşılamada bir diğer önemli kavram sürü bağışıklığıdır. Sürü bağışıklığı, hayvan varlığının yeterince yüksek bir oranının aşılanmasını ve sürünün geneline kazandırılan korumayı ifade eder. Bu da hastalık prevalansını ve bir bölgedeki duyarlı bireylerin sayısını azaltır.

Veteriner aşıları, immünolojik veteriner tıbbi ürünleri olarak da bilinen tıbbi ürünlerdir. Kullanılmadan önce güvenlik, etkinlik ve kalite değerlendirmelerinden geçmiş olmaları, gerekli ruhsat ve izinleri almış olmaları gerekir. Veteriner aşıları satın alınmadan ya da kullanılmadan önce veteriner hekim tarafından reçete edilmelidir. Gıda amaçlı yetiştirilen hayvanlarda kullanılan aşıların veteriner otoritesi tarafından onaylanması zorunludur. Pazarlama izni alan aşıların güvenlik düzeyi yüksek olmalıdır. İzin sonrası ise hayvanlar üzerinde olumsuz reaksiyon olup olmadığını gözlemlemek gerekir. Ülkemizde ise aşıların üretim ve ithal izinleri ile ilaç ve aşı takibi Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. Ülkemizde geçerli mevzuat Avrupa Birliği ile uyumlu olup aşı güvenliğini sağlayacak düzeydedir.

Aşılar etkin, stabil, ucuz, güvenilir ve erişilebilir olmalıdır. Bunun yanından aşılama maliyeti de önem arz eder. Aşılama maliyeti; aşı fiyatı, aşılamanın planlanması için harcanan zaman ve uygulayıcıya ödenen ücreti kapsar. Aşılamanın diğer önemli bir maliyet unsuru da pek dikkate alınmayan, canlı aşı uygulamaları sonrasında ortaya çıkan aşı reaksiyonuna bağlı kayıplardır.

Aşı, hastalığı önlemek veya tedavi etmek için mevcut olan çok çeşitli veteriner ilaçlarının bir parçasıdır. Ancak aşılamadan istenilen sonucun alınabilmesi için doğru antijenin, doğru zamanda optimal dozda, doğru yolla verilmesi gerekir.

Hastalıklar her yerde var olabilir ve ticari işletmelerin yoğun olduğu bölgelerde yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden her ülke mevcut hastalık durumuna göre aşılardan etkin bir şekilde yararlanmalıdır. Etkili bir aşı geliştirmek teknik olarak her zaman mümkün olmasa da veteriner ilaç sektörü endemik ve egzotik hastalıkların önlenmesi ve kontrolünü desteklemek için aşı teknolojisine yatırım yapmaya ve aşı geliştirmeye devam etmelidir.

Unutmayalım korumak ve korunmak tedaviden önce gelir.

29 Ocak 2020

Yararlanılan Kaynaklar

1.https://www.epruma.eu/wp-content/uploads/2019/04/Best-practice-framework-on-vaccines_23-APRIL-2019.pdf

2.https://www.noah.co.uk/briefingdocument/vaccination-animal-health-overview/

3. https://thepoultrysite.com/articles/investigating-vaccination-failure-in-poultry-flocks

4.https://www.oie.int/fileadmin/Home/eng/Links/docs/pdf/Policy-Paper-VB-final-EN_Oct-2018_01.pdf

Bir yorum yap

Dr. Hüseyin Sungur Kimdir?

20 Ekim 1959 tarihinde Antalya’da doğan Hüseyin Sungur, Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde doktora yapmıştır. 1989 yılında Türkiye’de ilk kez sığırlarda dondurulmuş Embriyo naklini gerçekleştiren Sungur, hayvancılıkla ilgili farklı araştırma projelerinde araştırıcı olarak görev almıştır.

Koruma Kontrol Genel Müdürü, Bakan Müşavirliği ve Genel Müdür görevlerini yürüten Hüseyin Sungur, 2020 yılında Yumurta Üreticileri ve Sanayicileri Derneğinde kurucu üye olmuştur. Halen serbest danışmanlık yapmaktadır.